Yaşlanmaya ne zaman başlarız?

Biyolojik olarak büyüme potansiyeline ulaşınca: kadınlar 18-19, erkekler ise 22,23 yaşından itibaren yaşlanmaya başlar. Kronolojik olarak ise 50 yaşından itibaren insan yaşlanır. Fakat sağlığı geliştirici stratejiler bunu öteleyebilir.

 

İnsan vücudundaki tüm organların düzenli olarak yeniden inşa edildiğini biliyor musunuz?
Her 10 yılda yeni kemikler, her 4 ayda yeni kırmızı kan hücreleri, her 4 haftada yeni cilt dokusu, akciğer dokusu ve yeni mide duvarları oluşur.

 

Ne yazık ki yaşla birlikte bu yenilenme temposu düşmeye başlar. 75 yaşında kalp hücreleri 25 yaşından iki kat daha yavaş yenilenir ve yaşlılıkta organlar küçülmeye zayıflamaya başlar. Bu düşüş maalesef erken fark edilmez ancak biyolojik olarak büyüme potansiyeline ulaştıktan sonra yaşlılık başlar.

 

Vücuttaki yenilenmeyi kök hücreler sağlar. Kök hücrelerin en önemli görevleri, hasarları onarmak, sağlıklı hücreler ile değiştirmek ve dokuları yeniden inşa etmektir.
Kemik iliğinde, kalpte, kan damarlarında ve daha birçok yerde kök hücreleri bulunur.
Yenilenmenin ve doku hasarının yavaşlaması kök hücrelerinin yavaşladığını, zayıfladığını, gittikçe tembelleştiğini gösterir.

 

Bilim dünyası yüzyılın sonunda kök hücrelerini keşfederek onlara dayalı tedavi biçimleri oluşturma umuduyla çalışmalara başladı; örneğin organ nakli gibi...
 

Çalışmalar henüz böyle bir noktaya gelmedi fakat araştırmalar gösterdi ki bazı besinler –süper besinler de denilen– hücre aktivitesini artırıyor. Kök hücrelerimizi artırmak bir anda söz konusu değil o yüzden bu besinlerden en az birini her gün tüketmeliyiz.

 

Bu besinlerden bazıları; antepfıstığı, zeytinyağı, böğürtlen, aronya meyvesi, goji meyvesi, yeşil çay, zencefil, avakado, zerdeçal, hindistan cevizi...

 

Zamanı geri çevirmek mümkün değil ama koşusunu yavaşlatmak elimizde. Yaşlılık psikolojik olarak size bağlı.

 

Ne yazık ki sağlıklı bir yaşam tarzı biraz pazarlama bütçesi gibidir. Sonunda bir kârımız olsa bile neyin işe yaradığı her zaman bilinmez. Herkesin kendine bir şans vermesi gerekir. En azından diyet açısından elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak; risklerin yüksek olduğu bu yaşamda kendinizi iyi hissetmenizi sağlar.