Pestisit Nedir?

Pestisit; bakteri, virüs, haşere gibi zararlıların etkilerini yok etmek için kullanılan dezenfektan, kimyasal gibi maddelere ve yöntemlere verilen isimdir. Pestisitler, görünüş, fiziksel yapı ve formülasyon şekillerine göre, etkiledikleri zararlı ve hastalık grubu ile bunların biyolojik dönemine göre, içerdikleri aktif maddenin cins ve grubuna göre, zehirlilik derecesine ve kullanım tekniğine göre çok değişik şekillerde sınıflandırılırlar. Bunlardan en çok kullanılan sınıflandırma şekilleri ise kullanıldıkları zararlı gruplarına ve yapısındaki aktif madde grubuna göre yapılan sınıflandırmalardır. Kullanıldıkları zararlı gruplarına ya da hedef alınan organizmaya göre yapılan sınıflandırmada; en önemli üç büyük pestisit grubu, insektisit, fungisit ve herbisitlerdir.

 

Pestisit Kullanımı

Pestisitlerin kullanımı, insan sağlığını ve çevreyi olumsuz etkilemektedir. Yoğun ve bilinçsiz bir şekilde pestisit kullanımı sonucunda, gıdalarda toprak, su; havada ise pestisitin kendisi ya da dönüşüm ürünleri kalabilmektedir. Tarım yapılan birçok arazide sentetik kimyasal girdilerin (sentetik mineral gübreler ve sentetik kimyasal tarım ilaçları vs) kontrolsüzce ve aşırı kullanımı sonucunda oluşan kirlilik, doğal dengenin bozulmasına neden olmuştur. 20 yıldan daha fazladır organik tarım yapılan İsviçre’deki tarım alanlarında da ne yazık ki hala kimyasal ilaç kalıntıları tespit edilmektedir.

Dünyada tarım ilacı üretimi 3 milyon ton, yıllık satış tutarı ise 25-30 milyar $ arasında değişmektedir. Dünyadaki pestisit pazarında tonaj olarak yılda % 1 civarında bir büyüme beklenmektedir. Türkiye’de tarım ilacı tüketimi ortalama 33.000 tondur.

Türkiye’de 2008 yılı sonu itibariyle 4100 adet ruhsatlı bitki koruma ürünü bulunmaktadır. Ülkemizde ruhsatlı etkili madde sayısı ise 418 adettir. Ancak AB mevzuatı uyum çalışmaları kapsamında olumsuz özellikleri nedeniyle, 01.01.2009 tarihi itibariyle 75 adet, 31.08.2009 tarihi itibariyle de 49 adet pestisitin imalatı ve ithalatı durdurulmuştur (www. kkgm.gov.tr). Şu anda AB’de kullanımdan kaldırılan, ama Türkiye’de hala piyasada olan 101 etkili madde kalmıştır. Bunların da 2010 yılı başında alınacak bir kararla yasaklanması düşünülmektedir (Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü ile karşılıklı görüşme, 13.08.2009).

Kimyasal mücadele; tarımsal mücadele yöntemlerinden en çok kullanılanıdır.

Tarımsal mücadele,
- mücadele yüksek etkinliğe sahiptir,
- hızlı sonuç verir,
- bilinçli ve kontrollü kullanıldığında ekonomiktir.
- ürünü toksin salgılayan organizmalardan da koruyabilir.

 

Pestisit Kullanımında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Pestisit kullanılmaksızın üretim yapılması halinde, üretim miktarında % 60 hatta % 100 kayıp olabilmektedir. Pestisit, uygun koşullarda ve öneriler doğrultusunda kullanmak koşuluyla; üreticiye yüksek kazanç sağlamasının yanında yetiştirme sezonunun ve muhafaza süresinin de uzamasını sağlar. Ülkemizde tarımı yapılan kültür bitkileri, sayıları 500’ü aşan hastalık ve zararlının tehdidi altında olup yeterli mücadele yapılmadığı için toplam ürünün yaklaşık 1/3’i kayba uğramaktadır.

Dünya genelinde kişi başına düşen tarım arazisi ve su başta olmak üzere doğal kaynaklar azalmaktadır. Buna karşılık, kişi başı günlük gıda tüketimi ve şehirleşme artmakta, tarımda gelişme hızı ve verimlilik düzeyinde artış yavaşlamaktadır.

1961 yılında 3 milyar olan dünya nüfusu, 2007 Haziran itibariyle 6.6 milyara çıkmıştır. Tarıma ayrılan alan, 1950’den günümüze kadar 1.4 milyar hektar olarak sabit kalmıştır. Nüfus iki katına çıkıp ekim alanı sabit kaldığına göre beslenme için gerekli olan tarımsal gıda üretimi ancak modern tarım tekniklerinin kullanılmasıyla ve entansif tarım (birim alandan en yüksek verimi almak için sulama makineleşme gübreleme ilaçlama tohum ıslahı gibi tüm doğal ve beşeri tedbirler alınır) yapılmasıyla mümkün olmuştur. Başlangıçta değinildiği gibi bu tekniklerden biri de pestisit kullanımıdır. Bilinçli ve etkili bitki koruma önlemleri alınmadan entansif tarımın yapılabilme olanağı yoktur.

 

Bilinçsiz Pestisit Kullanımı

Aşırı ve bilinçsiz kullanım sonucu artan pestisit tüketimi çevre kirlenmesi ve insan sağlığı açısından çeşitli sorunların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu sorunlardan bazıları:

a) Pestisit; kanser, doğum anormallikleri, sinir sistemi zararları ve uzun dönemde oluşan yan etkilere neden olur,

b) Pestisit ve parçalanma ürünleri toksik maddeleri içerir,

c) Parçalanma ürünlerinden bazıları ana pestisitten daha toksik ve kalıcıdır,

d) Uygulama koşullarına bağlı olarak pestisit, çevre kirliliğine neden olmaktadır,

e)  Aşırı buharlaşabilen pestisit türleri soluduğumuz havayı kirletmektedir,

f) Pestisitin aşırı kullanımı, organizmalarda ilaca karşı direnç oluşturmakta, bu sebeple uygulaması başarısız olmaktadır.

g) Hedef alınan ve alınmayan zararlıların doğal düşmanlarını ve faydalı organizmaları da öldürerek yeni salgınlar oluşturmaktadır.

Pestisitler öneriler doğrultusunda kullanılmadığı zaman kalıntıları ile insan sağlığı ve çevrede olumsuz etkilere yol açmaktadır.

Pestisit uygulamasının % 0.015- 6.0’sı hedef alınan canlı üzerine ulaşmakta, geri kalan % 94-99.9’luk kısım ise agroekosistemde hedef olmayan organizmalara ve toprağa ulaşmakta ya da çevredeki doğal ekosistemlerle sürüklenme ve akıntı nedeniyle kimyasal kirleticiler olarak sulara karışmaktadır. Hemen bütün insektisitler spesifik olmadıkları için sadece hedef organizmaları öldürmez, omurgalı ve omurgasız diğer organizmaları da etkilerler. Bilinen yan etkiler şunlardır:

(i) Arılar, kuşlar ve balıklar, mikroorganizmalar ve omurgasızlar gibi hedef olmayan organizmalarda ölümler,

(ii) Kuş, balık ve diğer organizmalarda üreme potansiyelinin azalması,

(iii) hedef olmayan organizmalarda dayanıklılık oluşması sonucu insanlara hastalık taşıyan böcek ve parazitlerin kontrolden çıkması,

(iv) ekosistemin yapısının ve türlerin sayılarının değişmesi gibi uzun dönemli etkiler

Pestisit kullanımı, daha fazla pestisit kullanımını teşvik eden bir tuzaktır. Pestisitler sadece bitki zararlılarına değil, aynı zamanda toprağa faydalı organizmalara da saldırır. Böylece toprağın bitki korumasına tam katkısını sağlama yeteneğini zayıflatır. Bu nedenle çiftçi, pestisitin kendisinin toprağın doğal yeteneğine vermiş olduğu zararın üstesinden gelmek için daha fazla pestisit kullanmak zorundadır. Bunun ekolojik ve ekonomik bir anlamı yoktur.

COVID-19, insan sağlığını korumada ve pandeminin yayılmasını kontrol altına almada güvenli su ve hijyene erişimin kritik önemini ön plana çıkarmıştır. Tarımsal sistemin ayrılmaz bir parçası olan pestisit kullanımının sadece avantajlı yönlerinden yararlanıp, olumsuz etkilerinden kaçınmak için tarımsal mücadelenin bilinçli olarak IPM ilkeleri doğrultusunda yapılması gerekmektedir. Ayrıca tarım ürünlerindeki kalıntı sorunlarının önüne geçebilmek için de laboratuvarlarda kalıntı analiz metotlarının sıklıkla valide edilmesi, metodun geçerliliğinin dokümante edilen delillerle kontrol edilmesi ve ISO 17025 ve OECD GLP gibi uluslararası kalite kontrol (QC) ve kalite güvencesi (QA) sistemlerine göre çalışılması gerekmektedir.  

20. yüzyılın özellikle son çeyreğinde kendini göstermeye başlayan çevre kirliliği, ekolojik dengenin ve yaşayan her türlü canlının sağlığını tehdit eder hale gelmiş, ekolojik ortamın sürdürülebilirliği tehlikeye girmiştir. Uzun dönemde doğal kaynakların korunmasının yanı sıra, çevreye zarar vermeyen tarımsal teknolojilerin kullanıldığı; tarımda sürdürülebilirlik kavramını karşılayan bir tarımsal yapının oluşturulması gerekliliği gündeme gelmiştir.

Tarım ilaçları, sentetik gübre gibi doğal olmayan girdilerin kullanılmasına dikkat eden, kalite, sağlık ve çevresel standartlarla buluşan bir tarım tekniği ile sürdürülebilir tarımın pratiğine yönelmek her geçen sene önem taşımaktadır. Çözüm, toksik kimyasallar olmadan gelişebilen bir tarımdır.

 

Zehirsiz Sofralar Mümkün Mü?

Bitki bilimi ve araştırmacılar insanlığı yakın geleceğe hazırlamak için daha dirençli ve sürdürülebilir tarım ürünleri geliştirmenin peşinde. En önemli adımlardan biri de kuraklık ya da hastalıklara daha dirençli ve daha sürdürülebilir ürünler geliştirip üretmek. Geniş kitleleri besleyecek bu tip bitkileri geliştirmek için ise modern yöntemlere, geniş bütçelere ve uzun yıllara dayanan araştırma ve deneylere ihtiyaç var. Ve elbette, kontrolün gerekli olduğu durumlarda kimyasal pestisit kontrolünün yerini biyolojik kontrolün alması.

 

Aronya Meyvesi ile Sağlıklı Beslenme

Bireyler için beslenme kadar sağlıklı beslenme de son derece önemlidir. Son yirmi yıldır yapılan araştırmalarda öne çıkan sağlıklı bitkilerden biri de aronya bitkisidir. Soğuk iklimlerde ve çok geniş bir coğrafyada yetişen aronya fidanı hastalıklara dayanıklıdır. Tarım ilacına minimum ihtiyaç duyan aronya, uyumlu toprak ve PH derecesi sayesinde sentetik gübre girdisine ihtiyaç duymamaktadır.

Aronya meyvesi çok sıcaklarda ve güneş altında bozulmamaktadır. Meyvenin kabukları, dayanıklı olmasını ve toplanma süresinin uzun olmasını sağlamaktadır. Aronya sürdürülebilir tarımın içinde yer almaktadır. Miktar olarak küçük görünen aronya meyvesi, bütün meyvelerin içinde en fazla antioksidana sahiptir. Aronya bitkisi ve meyvesi fonksiyonel bir besindir. Sağlık Bakanlığının tıbbi besin listesinde tıbbi bitki olarak yer almaktadır. Aronya bir nevi ilaç besin olarak tanımlanabilir. Aronya bitkisinin yaprakları da tüketilmeye uygundur.

Aronya her türlü diyet içinde kullanılmaya uygun olan glisemik yükü düşük bir meyvedir. Taze meyvenin yanı sıra aronya meyve suyu, aronya konsantresi ve kurutulmasıyla elde edilen meyve tozu tüm yıl boyunca aronya tüketmemize olanak sağlar. Böylece birçok yemek ve tatlı tarifinde hatta doğal gıda boyası olarak renklendirmelerde kullanılır.

Aronya meyvesinin kanserden cilt sağlığına, kan dolaşımından zihin sağlığına faydaları bilimsel çalışmalarla ortaya konulmuştur. Pandemi sonrası tüm dünyada, bağışıklığın önemi daha fazla öne çıkmıştır. Olası hastalıkları önlemede günlük küçük miktarlardaki aronya tüketiminin faydası açıktır.

İnsan yaşamın sürdürülebilmesi için tarımsal ürünler olan gıdalara daima ihtiyaç duyulmaktadır. Dünya nüfusunun ve çevre kirliliğinin artması; eğitim seviyenin yükselmesiyle gelen tüketim bilincinin artmasını beraberinde getirmiştir. Böylece tarımsal ürünlere olan talebin öncelikle temiz, güvenilir, sağlıklı ürünlere doğru kaymasına sebep olmuştur. Çünkü insanlar gıda talep ederken gıda güvenliğine yani talep ettikleri gıdaların temizliğine ve sağlığa olumsuz etkilerinin olup olmadığına da önem vermektedir. Kısacası değişen yaşam koşulları, bireylerin gıda taleplerindeki kaygılarının tarım ürünlerindeki çeşitlilik ile beraber güvenilir gıda şekline dönüşmesine sebep olmuştur.

Pestisit kullanımı yok denilecek kadar olan aronya, haşerelere karşı dayanıklı bir meyvedir. Aynı zamanda durma noktasına gelmiş olan küçük ölçekli çiftçiler için aronya bahçeleri alternatif bir çıkış olabilir. Aronya fidanı ve meyvesi artı değeri yüksek, insan sağlığına katkısı yüksek, çevreye duyarlı tarıma yönelmemizin başlangıçlarından biri olacaktır.

 

 

Kaynakça:

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/236259
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/419601
https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2020/04/Tarim_ve_GidadaRekabetciUretimOzelIhtisasKomisyonuRaporu.pdf
https://www.tarimorman.gov.tr/ABDGM/Belgeler/%C4%B0DAR%C4%B0%20%C4%B0%C5%9ELER/Uzmanl%C4%B1k%20Tez%20Eyl%C3%BCl%202015/Nazl%C4%B1%20Seda%20Durak%20k%C4%B1l%C4%B1carslan.pdf
https://www.pan-europe.info/blog/soil-our-ally-yet-we-treat-it-enemy-why-are-healthy-soils-key-sustainable-agricultural-model
http://www.fao.org/sdg-progress-report/en